Kışlık Kıyafet

Yokluğu, yoksulluğu, adaletsizliği, eşitsizliği iliklerinize kadar hissedersiniz sıcacık teni, teninize değen her çocukta…

Ya bir numara büyüktür içi ıslak, burnu yırtık ayakkabısı, ya bir numara küçüktür arkasına basa basa yürür. Kendi büyürken üstündeki elbiselerin kısalığıysa umurunda değil, daha arkasından gelen iki, üç kardeş vardır ne de olsa. Her zaman duyduğunuz bu hikayeler gerçek.

Elinizdeki hediye paketleriyle gittiğinizdeyse ya tutar omzunuzdan ona destek olduğunuzu bir kez daha hatırlatırcasına giyer yeni ayakkabılarını, ya bir hışımla kendinden büyük çantasına sokmaya çalışır pırıl pırıl tertemiz ayakkabılarını.

Niye mi?

Evde bekleyen daha küçük kardeşlerine abilik yapmak istercesine hediye götürür aldıklarını, hediyeyi hediye eden peygamberin (sav) yaptığı gibi.

Tüm bu güzellikleri bırakıp şehrin kalabalık, hızla geçip giden günlerine geri dönüp oradan ayrılırken ”keşke” lerini dağlara bırakıp, ”iyi ki”lerini yüreğinde ömür boyu taşırsın…

Ertesi gün gelen bir mesajla Doğu’nun Batı’ya, Batı’nın Doğu’ya eşit olmadığını bir kez daha anlarsın. Bir öğretmen yazar şöyle bir istekte bulunur mesela:

Bir makinayla çözeriz bu işi hazırlarız çocukları da…

“Hocam bize kıyafet, ayakkabı gönderme… Bizim çocuklar üstündekilerle yetiniyor, yenisini istemiyorlar ama 50 gün sonra teog var, biz soruları çalışmak, hazırlanmak istiyoruz ama fotokopi makinası alamadık.

Doğu’da öğretmen olmak sadece okula gidenlere değil, okula gönderilmeyen, imkanı olmayan öğrencilere de sahip çıkmaktır, gözünüzün içine bakan pırıl pırıl yüreklere bazen sadece yönetmelikte yazanı vermek değil hayatı ve hayalleri sunmaktır.

Fotoğraf

GALERİSİ